15 Mart 2010 Pazartesi

yet(e)miyorum...

Yetmiyorum/Yetemiyorum.
Modern hayatın getirdiklerine yetemiyorum..

İş. Ekmek kapısı.  Ha bu satırdan sonra yazılacakların hepsinin yapılabilmesini sağlayan kalem. O sebeple en çok yoran ve en çok zaman alan kalem. bağımlılığı yüksek olan, ama vazgeçilemeyen kalem.

Ev işleri.. Yemektir, alışveriştir, ikramdır, evin düzeni, bitki sulanması, çöpün boşalması, çamaşırın yıkanması en azından kurutma makinesinin suyunun boşaltılması, vesaire vesaire...

Okul... üç ders. her hoca sanki bölümde asistanmışsın, sanki başka hiçbir işin yokmuş gibi iş yükler. Kimi kaprisli, kimine ben kapris yaparım. derse gitmesi, okumaları, ödevleri, araştırmaları, vesaire, vesaire...

Arkadaşlar... Herbiri ayrı özen ister.. Herbiri bilir, sever beni, aksi durumdakiler bu konumda değil zaten. Ama yine de,  herbirine ayrı ihtimam göstermek gerek, herbirine ayrı ilgi, alaka..

Anne-baba... Sağlık durumları, ziyaretler, hal hatır sormalar, en önemlisi özleyip te aramalar.. Ama yorgun da olsan, yoğun da olsan, aranmayı bekleyen iki insan..

Sosyal kaygılar... sinemadır, kültürdür, cuma akşamı dışarı çıkma arzusudur, yeni doğan ziyaretidir, ev taşınması hayırlamasıdır, odur budur şudur, vesaire vesaire..

E ne kaldı geriye? Hobi, spor, kişisel ilgi alanları??? Geçmiş olsun. yapabildi isen, yukarıdakilerin en az bir ikisini yapamamışsın demektir,  o da geri döner sana patlar. Şimdiden geçmiş olsun...

Olmuyor.. Bir kişilik hayat ile, yetişemiyorum. Hesapladım, klonlama ile bölünsem, en az 8 tane ben gerek. Bu serzeniş, Barış Manço'nun "hıyar" şarkısı gibi oldu niyese.
Niyese...

05 Ocak 2010 Salı

Karadeniz

Her yanı ayrı güzel memleketimin, her yanı ayrı güzel Karadeniz komşularını merak ederim hep. Bir gün fırsat olursa gidip görmek, gezmek isterim. Şu son bir iki yılda bazı gözlemlerim oldu elbet,  örneğin Bulgaristan'lılar, Romanya'lılar yardımsever ve canayakın, Bulgaristan-Sofya tarih kokan bir Anadolu şehrinden farksız, gibi. Ama kıyı şehirlerini görmek istiyorum ben. İşte dün gece Ezel dizisinden dolayı aklıma yeniden giren Varna da onlardan birisi. Bakın Nazım Hikmet ne demiş Varna için:


Şu Varna deli etti beni,
divâne etti.
Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,
radyoda "Ha uşaklar!" Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim...
A be islâh be, islâh be hâlim...
Şu varna deli etti beni
divâne etti...


Nazım Hikmet , Sofra
6 Haziran 1957, Varna

Birşeyler cezbediyor beni, gitmek, görmek, gezmek istiyorum oralarda, sokaklarında dolaşmak, havasını solumak, bir kafede oturup yoldan geçenlerin yüz ifadelerini incelemek. Bir de Adriyatik sahilindeki şehirleri merak ederim, İtalya tarafından ziyade doğu sahillerini ama. İzmir'in Urla'sı gibi olduğunu düşünürüm hep, mesela Hırvatistan-Dubrovnik'in.

2010 başladı, tatiller, geziler, kafamda uçuşmaya başladı, ondandır bu yazının motivasyonu. Ha bir de dip not ekleyelim, bu sene tekne organizasyonu yok, kendin pişir kendin ye bu sene. Ama sizin de süttten ağzınız yanması diye gideceklere, organize olacaklara her türlü tavsiye verilir, dönüşte fotoğraflarını paylaşmaları şartıyla ;)

31 Temmuz 2009 Cuma

Gün olur, alır başımı giderim..

Şizofrenik bir davranış imiş, günlük hayatta sıkılınca, herşeyi bırakıp tekne ile gitmek arzusu. Halbuki, ben işyerimde sıkıldıkça, bu hayata uygun olmadığımı düşünürüm, teknemde olduğum günleri hayal ederim, o günlerin biran evvel gelmesini dilerim. Hepimizin yok mudur günlük hayatta çeşitli yerlerden darbe yediğimiz, güvendiğimiz yerlere kar yağdığı günler, zamanlar? İşte bu zamanlarda hemen herkes kaçmak, uzaklaşmak istemez mi? İşte bende uzaklaşmak isterim, istiyorum. Masmavi koylarda 12 metrelik yelkenlimde olduğumu hayal ederim, yaz veya kış farketmez, doğada, denizde olmayı dilerim. Ve Orhan Veli'nin şiiri, Livaneli'nin yorumuyla gelir kulaklarıma.. Gün olur alır başımı giderim..

Gün olur alır başımı giderim, denizden yeni çıkmış ağların kokusunda,
Şu ada senin, bu ada benim, yelkovan kuşlarının peşisıra..
Dünyalar vardır düşünemezsiniz,
çiçekler gürültüyle açar,
gürültüyle çıkar duman topraktan..
Hele martılar, hele martılar
Her bir tüylerinde ayrı bir telaş..

Gün olur başıma kadar mavi..
Gün olur başıma kadar güneş...
Gün olur, deli gibi....

Herkese iyi tatiller dilerim, bir gün hepimizin hayalleri gerçek olsun..