24 Haziran 2009 Çarşamba

ODTÜ MD Vişnelik'te Volkan Konak Konseri

Uzun zaman olmuş, bir konsere gitmeyeli.. Uzun zaman olmuş, yüksek desibelli sesin ardına saklanarak, yüzlerce kişinin arasında bağıra bağıra şarkı söylemeyeli.. Uzun zaman olmuş, beğendiğim bir şarkıcıyı aynı mekanda canlı dinlemeyeli...

Efendim başlık yine Volkan Konak, yine müzik. Yeni bloga geçtim geçeli müzik, hatta Volkan Konak ağırlıklı oldu yazılar, farkındayım, ama bu aralar böyle, müzik köfteden daha çok etkiliyor beni :) Değişik bir yazı olacak bu yazı, içinde itiraflar ve duygular olacak, o yüzden önce "benden" kategorisinde bu yazı, sonra müzik. O yüzden, konser ertesi günü yazmaya başladım, ne zaman bitirip yayınlayacağımı bilmeden. Hadi bakalım becerebilecek miyim..

Koyverdun gittun beni, diye girdi sahneye, Sevdiğim senin aşkın ciğerlerimi dağlar, hiç mi düşünmedin sen sevdiğin böyle ağlar, diye devam ettik hep beraber. Bir farkla, benim gözlerim nemlenmişti. Bu göz nemlenmesi olayı, uzun süredir var bende. Çoğu zaman ben de şaşırıyorum, "ulan ne var burada şimdi gözyaşı dökecek" diye, ama döküyorum işte. Gizlemeyi de iyi öğrendim, burnum akıyor diyip (ki beraberinden burun da akıyor (evet, o derece nemleniyoruz)) kıvırıyorum. Ama bu akşam zor göründü, çünkü daha ilk şarkıda nemlendiysek, yarım saat sonra durum vahim olurdu.

Volkan Konak, özellikle konserin başlarında şarkılar arasında uzun aralar verdi. İkinci şarkıya geçmesi bile neredeyse 10 dakikayı buldu. Ara dediysem, şarkılara ara verdi, ama kendi hayatına uyarladığı fıkralarla güldürerek ve mevcut duruma dikkat çekip düşündürerek devam etti programına. Keyifli idi bu aralar, sonlara doğru kısalıp şarkılar ağırlık kazandı.

Aşk'ı çok iyi tarif ediyor Volkan Konak. İçten hissederek okuyor şarkılarını ve dinleyiciye hissettirerek. İlk dinlediğimde, Ferhat Göçer adlı kişinin programında idi, yine canlı bir performans vardı ve beni çok etkilemişti. Konserde de aynı duygu seli vardı, hissederek dinledik ve eşlik ettik şarkılara. Göklerde kartal gibiydim dedi göğe yükseldik, Kanatlarımdan vuruldum dedi, düştük, yerle yeksan.. Yeşil eriğim benim, içinde hapsolmuş çekirdeğinim senin dedi, aşık olduğumuz kadını düşündük, ona duyduğumuz büyük aşk içinde kendimizi küçücük hissederek. Tahir olmakta ayıp değil, Zühre olmakta dedi, karşılıksız sevmenin büyüklüğünü hissettik, karşılık beklemenin bencilliği altında ezildik.

Arada kendi aşk hikayelerini de anlattı, daha doğrusu eski sevgililerini nasıl kıskandığını. Bir sevgilisinin dizideki öpüşme sahnelerini görünceki halini adamla ben öpüşüyormuş gibi oldum, sakalları ciğerime battı diye anlattı, ardından bir diğerinin ikinci çocuğuna hamile oluşunu ilkine neyse dedim ama ikincisi koydu be diyerek bizleri kahkahalara boğarken onları hala karşılıksız sevdiğini ve deli gibi kıskandığını anlattı. Ardından elimde değil sevgilim, kıskanıyorum seni dedi, yüreğimizi acıtarak..

Ve benim gözlerim durmadı, o kadar ki, ağzıma gelen tuzlu sudan rahatsız olup alenen silmeye başladım gözlerimi, ardından iyice koyverdum gittu musluklaru, maçka deresu gibu.. Bari dedim, bira içeyim, işi sarhoşluğa vurayım, devirdim biraları ardı ardına. Sıra bu şarkılara gelince farkettim ki, Cerrahpaşa'dan ve Hastane Önünde İncir Ağacı'ndan kaçmışım bu zamana dek. Bunları okurken, o sahnede, ben çimlerde nemlendik. Hastaneler çok etkiler beni, gerçekten çok. Bilmiyorum neden, ama çok dertlenirim orada.. Ve yine sözler vurdu suratıma, Herkesun bir derdu var, durur içerusunde..

Toplamda göz kanallarımı iyice temizledim, iyiki varsın diyip içimden, dayanma direğime, eşime sarıldım, Volkan'ı dinleyip kahkahalarla güldük eğlendik. Eşimle stadyum konserlerinde bulduk birbirimizi, şanslıyım ki ortaktır zevklerimiz, dilimizden anlarız.

Zor bir yılın zor bir ayında, Volkan Konak ile boşalttık içimizi Vişnelik çimlerine.. Teşekkürler Volkan Konak...

0 yorum:

Yorum Gönder