
Ankara'da bir Cuma akşamı ne yapsak düşüncesi içerisinde iken, fikrim geldi Uzun zamandır Bahçeli'ye gitmedik, 7. Cadde'ye gidelim dedim eşime. Fikrim kabul gördü görmesine ama, biramızı nerede içeceğiz sorusu kaldı aklımızda. Bilmiyorum farkediyor musunuz ama, Ankara'da da bira içebileceğiniz yerler giderek azalıyor. Bira kelimesini özellikle kullanıyorum, çünkü alkol almak değil kastım. Güzel bir yemeğin üstüne, veya beraberinde içebileceğiniz, yaz günlerinin dostu buz gibi biradan bahsediyorum. Uzatmadan devam edeyim, Pampero Cafe'yi adresleyerek iş çıkışını bekledik.
Sağolsunlar bizi kırmadılar, Güzin-Onur eşlik etti cuma akşamımıza. Bahçeli 7 de buluştuğumuzda, hem onlar, hem de biz oldukça aç idik. Ben susamışlığımında etkisiyle Pampero'ya doğru ilerlerken, Güzin'den öneri geldi: Köfte çok güzel koktu, canım çekti, hadi köfte yiyelim. Bir süre karşılıklı birbirimizi ağırladıktan sonra (ki bunu sık yapıyoruz), fikir sahibini ikna ederek köfteciye gidebildik. Ulusoy'un olduğu sokakta, hemen Ulusoy'un yanında bir köfteci Roka.
Mekanın bahçesine girerken, benim şaşkınlığım başladı: bahçesinde taburelerde oturulan bir mekan, ortadaki sehpa-masa ya serilen kağıt ve naylon kaplaması üzerine serpilen yeşillikler, daha adımımızı atarken başlayan içten gülümseme ve karşılama, sıcak, sımsıcak bir mekan Roka. Şaşkınlığım ise, 33 yıldır Ankara'da olup ta (evet yaşlanıyorum) buradan haberdar olmamam üzerine idi.Özellikle dikkat ettim, servis yapanların hepsi istisnasız gülümsüyorlar, ama içtenler. Sıcak bir ortam, çok kanım kaynadı. Rivayet o ki, sahiplerinden veya ortaklarından biri Artvinli imiş, kendime paye çıkardım hemen, bu sıcaklık ondandır işte filan diye :).
Efendim, yeşillikler önünüze geliyor, biterse istediğinizden takviye yapılıyor. Siz sormadan, istemeden, onlar zaten soruyorlar, ama sıkmıyorlar da, yakın bir arkadaşında misafirlikte gibi hissediyor insan. Közlenmiş sarmısak, bilahare geliyor, közlenmiş domates ve biberler ile birlikte. Sarmısağı muhakkak tadın, közlenmişi gerçekten çok farklı.
Efendim ne alırsınız, Köfte, Adana? sorusu geliyor. Masadaki üç kişi köfte siparişi verince, köftesinin çok lezzetli olduğunu tahmin etmeme rağmen tadına bakayım, raporlayayım dürtüsü ile Adana siparişi verdim. Adana için iki seçeneğiniz daha var, dürüm veya ekmek arası olmak üzere.. Ben dürüm seçtim, çok şişmemek adına, lakin köftelerin ekmeğini görünce, ekmekte söylenebilirmiş diye düşündüm. Lezzet olarak Adana güzel, Çadır'da olduğu gibi, veya diğer "Gerçek Adana Kebap" yapanların iddia ettiği üzere kuyruk yağlı değil, az yağlı, ızgarası güzel yapılmış, hafif acılı, çok yerde bulabileceğiniz bir lezzet. Köfte ise, evde yapılan anam babam cızbız köftesi kıvamında, yine yağsız, güzel bir ızgara köfte. Bu arada yağsız diyorum diye kuru zannetmeyin, kıvamı yerinde her ikisinin de.
Keyifli bu yemeğe eşlik eden yeşillikleri tekrar vurgulamak istiyorum, gayet bol ve taze. Yemeğin üstüne hemen çay ikramı, yine güleryüz ile, yine sıcak. Mekan yoğun, kalabalık aslında, biraz bu sebepten biraz da burayı daha önce bilmemiş olmamın verdiği utançla muhabbete giremiyorum bizimle ilgilenen kişiyle. Sonradan sordum, epey bilinen bir yermiş, çevreye paket servisi varmış, tercih edilen bir yermiş.Son kelamım, mekana 10 üzerinden 9 veriyorum, bu kadar sıcak bir işletmeyi uzun süredir bozulmadan başarıyla işlettikleri için de teşekkür ediyorum. İlk fırsatta tekrar gideceğim bir mekan.
Not: Artık mekanları da kendi içinde kategorize edeyim dedim, köfteciler oldu ilk alt kategori, hadi bakalım.
2 yorum: