Traş canlandırıcı bir şeydir sevgili okuyucu, İngilizce rifreşing denilenden. Traş derken, sakal traşından bahsediyorum, lafla olanından değil. Zaman zaman zul görülsede sakal traşı, ben her zaman keyif almışımdır. Çocukken traş olan babama özendiğimde kızardı, ileride istemediğin kadar traş oalcaksın, ne kadar geç o kadar iyi diye. Evet, askerlik esnasında günde iki kere (sabah ve öğlen) traş olmak zorunda kalan, metabolizması uzayan kılları beslemeye adanmışları görünce anlamıştım aslında ne kadar da sıkıntılı olabileceğini.
Efendim yazımın konusu, bir süre önce söz verdiğim, traş olmanın esasları üzerine. Giderek sertleşen sakallar ve yıpranan cilt, sakal traşlarını giderek çekilmez hale getirmeye başlıyor. Ve her gün traş olmak, cildi yıpratıcı bir hal almaya başlıyor. İşte bu durum canımı sıktığı için bir süredir çeşitli ürünleri deniyorum, nasıl daha rahat, daha keyifli traş olunur diye. İşte keyifli ve yumuşacık bir traşın esasları:
- Traş Fırçası. Evet, traş fırçası şart. Çünkü fırça ile köpüğü, kremi, jeli her ne kullanıyorsanız onu yüzünüze yayarken, hem masaj yapar hücreleri canlandırır, hem de malzemeyi sakalların arasına iyice yedirir, kayganlaşmayı artırır.
- Arko Traş Sabunu. Bırakın o nemlendiricili köpükleri, kayganlaştırıcılı jelleri. En güzel traş malzemesi, Arko Traş Sabunu. Kendinden kremli, dilediğince köpürtülen, mis gibi sabun kokulu, en güzel yüz ve sakal yumuşatıcı buldum kendisini.
- Sıcak su. Güzel bir traş için sıcak su şart. Bunu kıymetini de yine askerlik zamanında sakalları soğuk suyla katır kutur diye keserken anladım. Şart. Kesin.
- Krem. Örneğin, Nivea After Shave Balsam. Kullanımı için okumaya devam edin ama, adı gibi kullanmayacağız bu yumuşatıcı kremi. Bu arada, Lush firmasından Ambrosia diye bir ürün var, paraya kıyarsanız bu da oldukça başarılı bir ürün, oldukça keyifli traşlar sunuyor.
- Traş bıçağı. Bu konuda öyle ekstra tutucu değilim, oynar başlıklı döner bıçaklı filan şeyleri çok kullandım, hiçbir faydasını görmedim. Kullan at tipi, iki üç bıçaklı pahallı olmayan traş bıçakları gayet başarılılar. Daha ucuz olanları, daha az traş olmanızı sağlıyor, traş başına düşen maliyet ise aynı. Benim tercihim Gilette Blue2.
Efendim gelelim traşa. Öncelikle gözaltı gibi jilet değmeyecek yerleri temizleyin, yüzünüzü yıkayın. Hatta sabah duşu alma alışkanlığınız varsa, duş sonrası traş çok daha keyifli olur. Sıcak suyu hazırlamaya başlayın, kombi vesair sistemler için önce musluktan epey bir akıtmak gerekir ya, başlayın akıtmaya. Ha bana su tasarrufu filan demeyin, tasarruf isteyen gitsin makinayla biçsin yüzünü, bu yazının konusu keyifli traş. Su kaynar akana kadar, ayna karşısında kreminizi bolca alıp yüzünüze yedirin. Evet, sakallı, traş olmamış yüzünüze traş sonrası yumuşatıcı kremi bolca sürün ve yedirin. Kaynar suyu görünce, traş sabununu ve fırçasını önc eiyice kaynar su altında tutarak ısıtıp, ardından birbirine sürterek köpürtün. Mis gibi sabun kokuları burnunuza gelsin, sonra kremli yüzünüze o sıcacık köpüğü fırça ile sürün. Bol bol fırçalayın yüzü, soğudukça ucundan sıcak suya değdirip yeniden ısıtarak. Etraf biraz köpük olacaktır, sıçrayanlardan dolayı ama önemsemeyin. iyice köpüren yüzünüz traşa hazır hale geldi, ama sıcak suyu kapatmayın, aksın orada o. Traş olurken, önce her iki yanak favorilerden itibaren alınır, sonra keçi sakal bölgesi alınır. Sebebi, keçi sakal bölgesinin daha sert sakallara sahip olması ve daha uzun sire köpük altında bırakılınca daha fazla yumuşaması. Bizim uygulamamızda pek öyle bir dert yok, yüzümüz ve sakalalrımız pamuk gibi oldular, istediğiniz gibi kesebilirsiniz. İki şartla: Her jilet darbesinden sonra jileti akan kaynar suya tutun, hem temizleyin hem ısıtın. Ayrıca, asla sakalları tersten almayın, gerekiyorsa iki sefer traş olun, belki çıkma yönüne 90 derecelik açıyla bile olabilir ama asla ters almayın.
Efendim, sıhhatler olsun, mis gibi kokular içinde, yumuşacık bir yüzünüz ve cildiniz oldu :)
0 yorum:
Yorum Gönder