Her yanı ayrı güzel memleketimin, her yanı ayrı güzel Karadeniz komşularını merak ederim hep. Bir gün fırsat olursa gidip görmek, gezmek isterim. Şu son bir iki yılda bazı gözlemlerim oldu elbet, örneğin Bulgaristan'lılar, Romanya'lılar yardımsever ve canayakın, Bulgaristan-Sofya tarih kokan bir Anadolu şehrinden farksız, gibi. Ama kıyı şehirlerini görmek istiyorum ben. İşte dün gece Ezel dizisinden dolayı aklıma yeniden giren Varna da onlardan birisi. Bakın Nazım Hikmet ne demiş Varna için:
Şu Varna deli etti beni,
divâne etti.
Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,
radyoda "Ha uşaklar!" Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim...
A be islâh be, islâh be hâlim...
Şu varna deli etti beni
divâne etti...
Nazım Hikmet , Sofra
6 Haziran 1957, Varna
Birşeyler cezbediyor beni, gitmek, görmek, gezmek istiyorum oralarda, sokaklarında dolaşmak, havasını solumak, bir kafede oturup yoldan geçenlerin yüz ifadelerini incelemek. Bir de Adriyatik sahilindeki şehirleri merak ederim, İtalya tarafından ziyade doğu sahillerini ama. İzmir'in Urla'sı gibi olduğunu düşünürüm hep, mesela Hırvatistan-Dubrovnik'in.
2010 başladı, tatiller, geziler, kafamda uçuşmaya başladı, ondandır bu yazının motivasyonu. Ha bir de dip not ekleyelim, bu sene tekne organizasyonu yok, kendin pişir kendin ye bu sene. Ama sizin de süttten ağzınız yanması diye gideceklere, organize olacaklara her türlü tavsiye verilir, dönüşte fotoğraflarını paylaşmaları şartıyla ;)
Pardus'un Geleceği Çalıştayı
7 saat önce